Hakkımda

İzmir, Urla doğumluyum.

 

Mesleğe 1988 yazında Hürriyet Gazetesi İzmir Bürosu’nda başladım. Meslekte alaylıyım, çekirdekten yetişme denilenlerden yani. Ortaokul’da okuduğum yıllardı. Derdim, yaz tatilinde çalışıp okul harçlığımı çıkarmaktı. Hürriyet Gazetesi İzmir bürosu karanlık oda da çalışmaya başladım.

O yıllarda ‘karanlık oda’ vardı. Filmler elde yıkanır, basılırdı.  En teknolojik cihaz ‘telefoto’ makinasıydı. Basılı fotoğrafı ve resimaltını telefotoya cihazına yapıştırır ve İstanbul’a telefon hattı üzerinden gönderirdik. Çoğu zaman bozuk gider tekrar tekrar geçmek zorunda kalırdık. Fotoğrafın original diası da zarfa konur ve ilk uçakla İstanbul’a gönderilirdi. Telefotoyla geçilen fotoğraf taşra baskısında, orijinali şehir baskısında kullanılırdı.  

Hürriyet Gazetesi İzmir Bürosu, hayatımdaki en önemli okuldur benim için. Mesleklerinde çok başarılı ağabeylerim, ablalarım vardı. Geçen zaman içinde emekli olanlar, vefat edenler, mesleğe devam edenler, başka sektörlerde yönetici olarak çalışmaya devam edenler oldu. Hayata dair ne öğrendiysem, orada öğrendim. Çok güldüğüm çok üzüldüğüm günler oldu.

Liseyi bitirene kadar, okullar ne zaman tatil olsa ben Hürriyet’e giderdim. Babamın eski bir ‘Zenit’ fotoğraf makinası vardı. Omuzumdan hiç düşmezdi. Yolda, arabada hep yanımdaydı. Lise arkadaşlarım Cuma günleri futbol maçı yapardı. Onlar maç yaparken fotoğraflarını çeker, isteyenlere satardım.

1993 yılında Kanal D TV kuruldu. 1994 yılında da İzmir’e büro açıldı. Ben de karanlık odadan kameraman asistanlığına geçtim. İlk ustam Alev Parsa ve Osman Akdeniz'dir. İkisinden de çok şey öğrendim.

Bir Cuma günü Alsancak’ta çekim yaparken telefonum çaldı. İstanbul’dan arıyorlardı. Merkezde çalışmak isteyip istemediğimi soruyorlardı. Hayalim İstanbul’da çalışmaktı. Büyüklerim hep, ‘Bizim meslekte suyun başı İstanbul. Fırsat bulduğunda mutlaka git.’ derdi. Ama çok hazırlıksızdım. Kalacak hiç bir yerim yoktu. Buna rağmen ‘tamam, gelirim’ dedim. Çarşamba işbaşı yapmamı istediler. Böylece İstanbul maceram başladı. Düzen kurana kadar çok sıkıntı çektim ama en sonunda başardım.

Doğan Grubu’nda 12 yıl çalıştıktan sonra kuruluş aşamasında olan 24 TV’den gelen teklifi değerlendirdim ve ayrıldım. 24 TV’de yaklaşık 2 yıl çalıştım. 24 TV de çalışırken Kanaltürk TV Haber Merkezi’nden gelen teklifle oraya geçtim. 3 yıl boyunca ‘şef kameraman’ olarak çalıştım. Rusya-Gürcistan Savaşı’nı izlerken açılan ateşle yaralandım. Muhabir arkadaşım Levent Öztürk başından vuruldu, gözünü kaybetti.

 2011 yılından bu yana Al Jazeera Network’ün bir parçası olan Al Jazeera Türk internet sitesinde çalışıyorum. Muhabirlik, kameramanlık ve foto muhabirliği yapıyorum. İnsan odaklı haberler üretmeye çalışıyorum.

Biz gazeteciler yaptığımız işleri pek biriktirmeyiz. Belki not defterlerimizi, dialarımızı saklarız. Ya da çok beğendiğimiz haberlerimizin olduğu gazete kupürlerini..

Madem artık teknoloji imkan veriyor, yaptığım işleri bu sitede biriktirmek istiyorum. Amacım bu. Haberlerimi, videolarımı, haber fotoğraflarını burada biriktireceğim ve sizlerle de paylaşacağım.

Üzerimde emeği olan herkese çok teşekkür ederim.

Selam ve saygılarımla…

Güray ERVİN